December 2010
43 posts
Herkes rebloglayıp kutlasın lütfen :D
hassiktiryaa:
beyazleblebi:
kinapmag:
bana mutlu olmayan size neden mutlu olsun ki amk. böyle çemkiririm bazen. şaka şaka hepinize mutlu yıllar boş umutlar bol paralar =)
kuolemattomuus:
lethenaiad:
banadalololo:
Mutlu yıllar ! (banadalololo)
mutlu yıllar dilerim (havvalikesapple)
Mutlu Noe.. Mutlu Yıllar. (lethenaiad)
Tüm tumblr ailesinin yeni yılı kutlu olsun seviyorum...
4 tags
4 tags
Bir yerde bir yanlışlık var ama ne?
Bu sansür olayları falan çok meşgul etti şimdi beni bu son günlerde. 2 aydır Almanya’dayım malum, hiç üzerinde düşünme ihtiyacı hissetmemiştim. Türkiye’ye geldim, Allah’ım Grooveshark açılmıyor. Diyorum bende mi bir sorun var. Sonra yasaklıymış meğersem.
Fizy’nin hâli de meçhul. Ne olacak ne bitecek. Üzülüyorum. Çok üzülüyorum.
Müziktir, kültürdür, ne bileyim, ilhamdır,...
Grooveshark'a Türkiye'den şu linkle... →
Yemin ederim salak bunlar ya. Gerizekalı. Sansürü savunduğum gibi bir anlam çıkmasın da, yaptıkları şeyi bile tam yapamıyor mallar.
Neyse yumulun linke.
Tanrı” eğer sadece ve sadece kainata hükmeden fiziksel kanunlar serisiyse,...
– Carl Sagan
Tecrübe edilebilecek herhangi bir şeyin arkasında aklımızın kavrayamayacağı bir...
– Albert Einstein
3 tags
Ben hiç mükemmel değilim, belki de sıradan... →
Durup dururken bilinçsizce söylemeye başladım bu şarkıyı ve sanırım 5 yaşımdan beri de dinlemiyorum. Söylemeye başladığım anda sözlerini hatırlayamamama rağmen otomatik olarak ağzımdan çıkmaları bir yana, şarkının şu alakasız anda aklıma birden hücum etmiş olması diğer yana…
Ne zamandır da bu laf etrafında dönüyordum. Evet.
4 tags
Be brave! Join The Revolution! →
And most importantly, love yourself!
Have you ever been in love? Horrible isn’t it? It makes you so vulnerable. It...
– Neil Gaiman
4 tags
Pişt, bir baksana buraya!
Aradabirsendebenimkadarsıkılmıyormusunyaşamaktan?
– Öyle.
31 Aralık gecesi doğuya doğru yatayım ki , yeni yıla ilk kafam girsin
– (via ozzication)
Sesli güldüm yeminle.
Jingle bells, jingle bells, jingle all the way...
İnsan belli bir yaştan sonra yurtdışında yaşamaya başlayınca kendi ülkesiyle, kültürüyle kıyaslamadan duramıyor, gördüklerini, yaşadıklarını.
Noel ya iki gün sonra, herkes bir koşturmacada buralarda.
Eskisi gibi değil diyor bir arkadaş, anlamını yitirdi noeller diyor, kimse birbirine neden hediye verdiğinin farkında değil, insanlar bir araya gelmiyor eskisi gibi. Aynı biz lan. Biz de aynını...
Tahrip gücü yüksek
Saatli bir bombadır zaman.
– An gelir - Atilla İlhan
Shit adds up at the bottom. →
Uzun zamandır bu kadar dipte hissetmemiştim sanırım. Bunun sonuçları var tabii ki. Böyle bir tumblrlog açmak gibi. Alabildiğince karanlık olacak sanırım. İçinizi karartacak falan. Sakıncalı kısacası. Ama görmezden gelmek, bunun olmadığı anlamına gelmez elbette. Evet.
Ağzınıza sıçayım Murphy, senin de kanunlarının da.
Sen sırf bir kişi uğruna 20 kişilik parti yap, sonra o bir kişi gelmesin.
Sen o gelecek diye bir haftadır börek açacağım, pasta yapacağım diye uykusuz kal, o bir kişi gelemeyeceğini anca son anda sen sorunca söylesin.
O bir kişi grubuyla sahne almak için Bochum’a gidecekmiş, bokuma gitsin. Evet. Ağlamak istiyorum sayın seyirciler.
Bu da böyle bir anımdır.
Hoşlandığın çocukla beraber robot projesi yapıyorsun, bütün gün legolardan robot yapıyorsunuz, aynı bilgisayar başında oturuyorsunuz, onu programlıyorsunuz, kafa patlatıyorsunuz.
Sonra gün bittiğinde çıkıyorsunuz ikiniz binadan dışarı, kar yağıyor birkaç gündür, yerler bembeyaz. İlerki caddeye kadar beraber yürüyeceksiniz. Sanki ortama uygun olsun diye de sokak karamel kokuyor. Bildiğin.
...
Depresyona girme çizgisi denen bir çizgi var.
O çizgide dolanırken de insan acıklı, insanın amına koyan şarkılar arıyor. Önersenize?
-Bugün ölürsem ne yaparsın?
-Yarın ölebilirim…
– J’ai tué ma mère
Hayatım boyunca hep bir yere ait olmanın hayalini kurdum ben. Benim diyebileceğim, kendimi güvende, huzurlu hissedebileceğim bir yer.
Ne zaman o yeri bulur gibi olsam ama, hep uzaklara gittim, evimden uzaklara, şehrimden uzaklara, ülkemden uzaklara.
Şimdi yine, penceremin önünden geçen trenlerden birinin içinde olma hayali kuruyorum. Ne kadar yorucu olsa da…
Bazen umarsızca yürümek gerekir.
Sıcaklık 2 derece, yerler karlı ve buzlu ve hava sağanak yağmurluyken, saat 06:50’de kendimi altı muhteşem kayan spor ayakkabılarla dışarı atmam ne kadar salakçaysa, o ayakkabılarla düşüp kafamı yarmamış olmam da bir o kadar mucize.
It’s only love!
Nasıl şirinsin?
Sarhoş olup da ertesi sabah uyandığında pişman olacağın şeyler söylemek;
bunları söylerken pişman olacağının farkında olmak ama kendini kontrol edememek;
sadece uyandığında hatırlamamayı ummak, karşı tarafın hatırlamamasını ummak.
Boktan.
Şarap içirmeyin bir daha bana.
Hele ben bütün şişe şarabı içmişken, bardağıma daha şarap koymak, elime cin tonik tutuşturmak falan. Bsg.
-de'yi -da'yı ayıramayan insana artık o kadar...
“O da” yazmaya çalışırken nasıl “oda” yazıyorlar hiç aklım ermiyor ya. Oda ya, oda yani, hiç mi rahatsız etmiyor gözünüzü, alıyorsun sen o’nu bildiğin dört duvar yapıyorsun yani. Birinden bahsediyorsun mesela o diye; adama odun demekten farkı yok şerefsizim. Ayıp değil mi, günah değil mi yahu?
Siz hiç onlara acımaz mısınız? Hem -da’nın günahı ne?
3 tags
3 tags
Sen somurtuyorken bile dünyanın en güzel gülümsemesini görebiliyor insan yüzünde..