"Neyin kafasındasın?" diye soruyorum bazen kendi kendime. "Niye bu kadar saçmalamak için çabalıyorsun? Neden ki bu kadar can sıkıntın?"
"Rahat bırak beni." diye cevap veriyorum sonra. "Bak, seni meşgul tutuyorum."
Sıkça kendi kendime konuşuyorum. Yüksek sesle de konuşuyorum. Kendi kendine konuşanlara deli denir klişesine inanmıyorum. Kimse yokken yanımda konuşuyorum. Bazen kimse varken de konuşuyorum. Bazen kimse var oluyor, nasıl var olduğuna şaşıyorum. "Kimsesin sen", diyorum.
"Ding an sich gibi bir şeyim." diyor o da bana. Bakıyorum bakıyorum. Göremiyorum sanki. Var olduğunu da bilmiyorum da, kimse "ben geldim" diyor. "Nasıl?", diyorum ,"kimse yok ki?" "Aman sana ne, kimse kim." diyor o da.
Neyin kafasındayım bilmiyorum.
Ama güzel bir kafam var. Güle güle kullanıyorum.
[Flash 9 is required to listen to audio.]
“Falling in love at a coffee shop” olayının hayalden ibaret olduğunun farkındayım da, şarkıya aşık olmuş olabilitem var.
(via kiraze)
Şimdi gözlerini kapat öpüşmemiz gereken bir konu var.
“Falling in love at a coffee shop” olayının hayalden ibaret olduğunun farkındayım da, şarkıya
O değil de, AJStone mu TheFray mi sorusuna TheFray cevabını vereni gördüm. Hala şaşkınım. İyi geceler.