"Neyin kafasındasın?" diye soruyorum bazen kendi kendime. "Niye bu kadar saçmalamak için çabalıyorsun? Neden ki bu kadar can sıkıntın?"
"Rahat bırak beni." diye cevap veriyorum sonra. "Bak, seni meşgul tutuyorum."
Sıkça kendi kendime konuşuyorum. Yüksek sesle de konuşuyorum. Kendi kendine konuşanlara deli denir klişesine inanmıyorum. Kimse yokken yanımda konuşuyorum. Bazen kimse varken de konuşuyorum. Bazen kimse var oluyor, nasıl var olduğuna şaşıyorum. "Kimsesin sen", diyorum.
"Ding an sich gibi bir şeyim." diyor o da bana. Bakıyorum bakıyorum. Göremiyorum sanki. Var olduğunu da bilmiyorum da, kimse "ben geldim" diyor. "Nasıl?", diyorum ,"kimse yok ki?" "Aman sana ne, kimse kim." diyor o da.
Neyin kafasındayım bilmiyorum.
Ama güzel bir kafam var. Güle güle kullanıyorum.
Almanyanın Dresden kentinde bulunan bu binanın mühendislik harikası bir özelliği var.
Binanın adı Neustadt Kunsthofpassage.
Yağmur yağdığında müzik çalan bu bina müzisyenler ve mühendisler tarafından tasarlandı.
Yani bu bina her yağmur yağdığında kentte yaşayanlara müzik ziyafeti çekiyor. Bina turistler tarafından da yoğun ilgi görüyor.bunlar hep genel kültür anacım.
Türkiyede sağ bırakmazlar burayı.
İlk fırsatta gidip görmek lazım. Yağmur yağdığı bir gün mümkünse. Sınavlar bitsin de, bi gidelim yav.
Bizde turizm yeri değilde yaşama yeri olarak kullanılacağı için mühendisin kapıyı çalarlar
türkiyede olsa bong niyetine kullanır keşler